“İslâm’da ruhumu rahatlatan, hayatıma büyük bir değer kazandıran bir şey buldum.”

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Yeni Müslüman olan Ukraynalıların İslâm dini hakkındaki düşünceleri

“İslâm’da kuralların hepsi açık, net, son derece mantıklı ve düzenlidir. Ayrıca, diğer dinlerde ve felsefelerde görebileceğimiz çelişki veya anlaşmazlıkları İslâm’da göremiyorum. İslâm’da ruhumu rahatlatan, hayatıma büyük bir değer kazandıran bir şey buldum. İslâm’da hayatımın amacını buldum. Belirlediğim amaç diğer işlerimde de yardımcı oluyor. Diyelim ki, her insanın omurgası var. Benim bedenimi tutan ve taşıyan omurga İslâm’dır. İslâm benim icin soluduğum havadır. İslâm benim hayatım, hayatımın amaçlarına doğru götüren tek bir yoldur.”

“Kur’an’ın ilk olarak insanın kalbine bir çağrı olduğunu bilmeliyiz. Allah (c.c.) Kur’an-ı Kerîm vasıtasıyla beynimize, gözlerimize, ellerimize, ayaklarımıza değil, kalplerimize hitap eder. Kur’an, kelimenin tam anlamıyla ilk önce insanın kalbine bir çağrıdır. Allah (c.c.) Kur’an-ı Kerîm’i Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) kalbine indirmiştir. Demek ki, Kur’an’ın yeri insanın kalbindedir.”

“Allah hepimizi farklı yaratmıştır. Başka başka dillerde konuşuruz, başka başka ülkelerde yaşarız. Tenimizin ve gözlerimizin rengi farklı, herkesin kendine özgü birtakım özellikleri vardır. Yine de farklılıklarımıza rağmen bizleri birleştiren bir şey var. Biz kardeşiz, biz din kardeşiyiz.”

“Bazı insanlar Kur’ân-ı Kerîm’de ve Sünnet’te yazılanlardan ziyade bunun başka kişilerce nasıl yorumlandığına önem veriyor. Oysa ki bu yorumları yapan kişiler İslâm’dan oldukça uzak olabilir. Örneğin, Müslümanlara bir konuda açıklama yapmayı deneyen Batı veya demokrasi yanlıları, ya da liberal görüşlü olanlar. Onların söylediklerine kulak asmayıp gerçeği kendi gözüyle görmek, neyin doğru olup neyin olmadığını kendi aklıyla anlamak lâzım. Tabir-i caizse, körlüğünü azaltmak herkesin elindedir. Yeter ki başkalarına karşı daha hoşgörülü, dış dünyaya daha açık olsun ve dinlemeyi bilsin.”


“Öyle insanlar var ki, Kur’ân-ı Kerîm’i sadece Arapça okumak ya da yazılanları anlayabilmek için çevirisini okumakla yetinmeyip Kur’ân-ı Kerîm’i yorumlamak için büyük gayret gösteriyor, yazılanları mümkün olduğunca derinden anlamaya çalışıyor.”

“Hayatımızın amacı ne? Bu dünyada neyin peşindeyiz? Tercihimiz ne olmalı; anlık menfaatler veya geçici dünyevî zevkler uğruna (güzel bir ev, şık bir araba vs.) yaşamımızı harcamak mı, yoksa ebedî olan ahiret hayatına erişmeye çalışmak mı?”

“Sanıyorum ki bu dünyada günah işlemeyen ya da günahsız insan yoktur. Herkes günah işleyebilir. Herkes yanılgıya düşebilir. Bence hayatımızın en büyük yanılgılarından bazıları, dünyaya, maddiyata fazla bağlanmak, ahiret hayatını düşünmeden sürekli çalışmak veya okumak, hatta namazı bile zamanında kılmayı unutup sürekli bir şeylerle uğraşmak, sabah namazını kaçırmak, Kur’an’ı bir kenara bırakarak bir ay boyunca bile hiç okumamaktır. Bunları anlatırken Saff Sûresi’nin bazı ayetleri aklıma geldi. Allahû Teâlâ Saff Sûresi’nde şöyle buyurmuştur: “Ey iman edenler! Sizi cehennem azabından kurtaracak bir ticaret göstereyim mi size? Allah’a ve Peygamberi’ne inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihat edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır. Bunu yapınız ki Allah (c.c.), günahlarınızı bağışlasın, sizi içinden ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koysun. İşte en büyük kurtuluş budur”.

“İslâm’da beden ile ruh arasında uyum ve denge olduğunu görüyoruz. Her Müslümanın ruhuna, ahlâkına dikkat etmesi gerektiği gibi bedenine de bakması gerekir. ‘Ruh’ derken insanın ahlâkı, maneviyatı ve Allah’a (c.c) ibadetini kastediyorum. Yani, her insan ruhunu eğitmek için her gün çalışmalı, ibadet etmelidir. Ya ‘beden uyumu’ nedir? Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.s) buyurduğu gibi, her insan kendi sağlığına, üstüne başına dikkat etmeli, kendi bedenini temiz ve bakımlı tutmalıdır.”

“İslâm dininde hiç kimsenin hakları kısıtlanmaz. Ne kadın hakları çiğnenir ne de erkek hakları. Sadece herkesin belli bir yeri vardır. İslâm’a göre kadın öyle yaratılmıştır ki onun hayatımızdaki rolü asla küçümsenemez. Aksine İslâm kadını yüceltir. İşte bu yüzden İslâm erkek ile kadını ayrı tutar. Ama hiç kimsenin hakkı ihlâl edilmemiştir. İslâm dininde erkeğe önemli haklar tanındığı gibi kadına da aynı şekilde bu haklar verilmiştir.”

Türkçeye çeviren: Olga Maksimenko

çin-imparatoru

Çin imparatorunun mezarında 2150 yıllık çay

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Çin Bilimler Akademisi arkeologları, milâttan önce 141 yılında ölen Batı Han Hanedanı’nın dördüncü imparatoru Han Jing’in (kişisel ismi Liu Qi) mezarına gömülen kıymetli eşyaların arasında büyük bir paket içerisinde çay buldu. Bilim insanlarına göre buluş Çin’den başlayarak Anadolu ve Akdeniz aracılığıyla Avrupa’ya kadar uzanan İpek Yolu ile ilgili de ilk bulguları içeriyor.

Bilimsel Raporlar Dergisi’nde yayımlanan araştırmada imparator Han Jing’in çay içmeyi sevdiği için mezarına çay yaprakları konulmasını vasiyet etmiş olabileceği belirtildi. Bilim insanlarına göre buluş Çin’den başlayarak Anadolu ve Akdeniz aracılığıyla Avrupa’ya kadar uzanan İpek Yolu ile ilgili de ilk bulguları içeriyor. İngiliz The Independent gazetesine göre, Han Jing’in mezarında bulunan çay yaprakları, bu bitkiyle ilgili ulaşılan en eski bulgu olma özelliğini taşıyor.

Uluslararası Çin Mirası ve Arkeoloji Merkezi Müdürü Prof. Dorian Fuller, “Bu buluş, modern bilimin antik Çin kültürüyle ilgili bilinmeyen birçok önemli ayrıntıyı ortaya çıkarabileceğini gösteriyor. İmparatorun türbesinde bulunan cismin çay olduğunun belirlenmesiyle birlikte, günümüzün favori içeceklerinden birinin kökeninin antik geleneklere dayandığını öğrenmiş oluyoruz.” diye konuştu.

Akademi üyelerine göre imparatorun mezarında bulunan çay yaprakları, günümüzde üretilen çay yapraklarından çok daha kaliteli.

Kaynaklar: Nature

http://www.aljazeera.com.tr/haber/cin-imparatorunun-mezarinda-2150-yillik-cay

Belgesel: Putin’in mutlak gücü

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Mihail Hodorkovskiy, Rusya’nın en büyük şirketlerinden Yukos’un patronuydu, milyarlarca dolara hükmediyordu. Açık topluma ve demokrasiye inanıyor, servetiyle muhalif partileri destekliyor ve Putin’e karşı çıkıyordu. Hodorkovskiy, “vergi kaçırma”, “dolandırıcılık”, “para aklama” gibi suçlamalarla ağır hapis cezalarına mahkûm oldu, şirketine el kondu. “Güç” belgeseli, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, muhalif sesleri susturmak için nasıl hukuk dışı yöntemlere başvurduğunu gözler önüne seriyor.

Kaynak: http://www.aljazeera.com.tr/belgesel/belgesel-putinin-mutlak-gucu

DSCOVR

NASA’dan “çok renkli” Dünya

Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), bir yıl önce başlattığı Derin Uzay’dan İklim Gözlem Evi (Deep Space Climate Observatory) projesinin sonuçlarını paylaştı. Polikromatik (çok renkli) kamerayla her iki saatte bir çekilen Dünya’nın aydınlık yüzünün fotoğrafları yüksek çözünürlükte birleştirildi.

Projenin amacı, bilim insanlarına Dünya’daki bitki örtüsü ve hava hareketleri değişimlerinin daha net bir görüntüsünü sunmak.

Görüntülerle ozon tabakasındaki değişimler de daha yakından takip edilebiliyor.

Gün ışığındaki değişimler ve fotosentez gözlemleri de bu proje kapsamında mercek altına alınıyor.

Kaynaklar: NASA

http://www.aljazeera.com.tr/haber/nasadan-cok-renkli-dunya

kara_kutu

Rusya kara kutuyu canlı yayında açtı

Rusya, Türk hava sahasını ihlâl ettiği için düşürülen uçağının kara kutusunu incelemek üzere davet ettiği ekibin çalışmaya başlamasını canlı yayınladı. İlk bulguların 21 Aralıkta paylaşılacağı açıklandı.

Rusya ordusu, Türk hava sahasını ihlâl ettiği için düşürülen Rus savaş uçağının kara kutusunu incelenmeye başlayacak uzman ekibi tanıtmak ve süreç hakkında bilgi vermek için canlı yayında bir basın toplantısı düzenledi. Rusya, cihazı incelemek için 14 ülkeden uzman davet etti; daveti İngiltere ve Çin kabul etti.

Rusya Hava ve Uzay Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Sergey Dronov, uzman ekibinin kara kutu üzerinde çalışmaya başlamasından önce bir basın toplantısı düzenleyerek, cihaza henüz hiçbir müdahale yapılmadığını göstermek istediklerini söyledi. Dronov, “Uçağın Türk hava sahasını ihlâl etmediğine dair kanıtlarımız var.” dedi.

Canlı yayında basın toplantısına büyük bir çanta içerisinde getirilen kutunun üzerindeki seri numarasının uçağınkiyle aynı olduğuna dikkat çeken Rus komutan, kutuyu ardından uzman ekibe teslim etti. Ekip kutuyu yan odada, yine canlı yayında açtı ve ilk bulguların 21 Aralık Pazartesi günü paylaşılacağını söyledi.

Türkiye, 24 Kasım’da 17 saniye boyunca hava sahasını ihlâl eden Rus savaş uçağını düşürdü. Moskova yönetimi, uçağın Suriye üzerinde düşürüldüğünü ve Türkiye’ye hiçbir tehdit teşkil etmediğini belirtti.

ABD ve sivil gözlemciler Rus uçağının Türk hava sahasını ihlâl ettiğini doğrularken, Suriye ve İran ihlâlin gerçekleşmediğini savundu.

Kaynak: http://www.aljazeera.com.tr/haber/rusya-karakutuyu-canli-yayinda-acti

x-stat

Kanamayı durduran şırıngaya onay

ABD Sağlık Bakanlığı, kanamaları 15 saniye içinde durduran XSTAT adlı şırınganın sivillerin kullanımına açılmasını onayladı.

XSTAT adlı 92 sıkıştırılmış bezle dolu şırınga 2014 yılında ordular tarafından kullanılmaya başlanmıştı.

XSTAT Hemostaz Sistemi, özellikle silâhlı yaralanmalarda kanamayı 15 saniye içinde durduruyor. Etkisi 4 saat sürüyor.

Kanamalı yaralanmalarda dünya çapında ölüm oranı yüzde 30-40 arasında değişirken, 4 saatlik pıhtılaşma etkisi hastanın çoğu vakalarda hastaneye yetiştirilmesine yetiyor.

Bir şırıngada 92 sıkıştırılmış hap şeklinde bez bulunuyor. Müdahale sırasında röntgen cihazlarında bu bezleri tespit edilip, ameliyat sırasında rahatlıkla çıkarılabiliyor.

Kaynaklar: Reuters

http://www.aljazeera.com.tr/haber/kanamayi-durduran-siringaya-onay

12036834_921019154622377_5351522620551281578_n

Ukrayna’nın en iyi restoranları, Burak Pehlivan

 

Hoteliero, Ukrayna’da turizm, otelcilik ve yeme içme sektöründeki profesyonelleri, yatırımcıları bir araya getiren bir kulüp. Kulübün başkanı Andriy Skipyan ve genç ekibi, hakikaten sektör için önemli işler yapıyorlar. Yaptıkları faaliyetlerden en önemlisi ise her yıl organize ettikleri ve konaklama sektöründe Ukrayna’nın en iyilerinin belirlendiği Hoteliero ile yeme içme sektöründe ülkenin en iyilerinin belirlendiği Sol* ödülleri organizasyonu. Aday belirleme ve seçme süreçlerinin dünyanın en büyük danışmanlık firmalarından Deloitte tarafından denetlenmesi, yılların birikimiyle oluşan objektiflik ve şeffaflık, bu ödüllerin saygınlığının yalnız Ukrayna’da değil, bölge ülkelerinde de kabul edilmesini sağlıyor. Nitekim Hoteliero, Rusya’da yine ülkenin en iyilerini belirlerken, Türkiye’de ise bu alanda yatırım yapmak için çalışmalarını başlatmış durumda.

12341533_950406065017019_1575582272804109102_n

Bu hafta içinde Intercontinental Otel’de gerçekleşen ortak galada hem kazanan otellere hem de kazanan yeme içme mekânlarına ödülleri verildi. Ödüllere geçmeden önce şunu belirtmeliyim ki, gece bugün kadar Ukrayna’da gördüğün en başarılı, en nitelikli organizasyonlardan biriydi. Yeme içmeye merakım bilinir. Yoğun çalışma temposunun içerisine mutlaka keyifli bir yemeği sıkıştırmaya çalışırım. Türkiye’de de, Ukrayna’da da, seyahat ettiğim ülkelerde de iyi restoranları kafeleri keşfetmeye zaman ayırırım. “Sol” ödüllerinin, ülkedeki iş, sanat, kültür yaşamının önde gelen isimlerinden oluşan uzmanlar kuruluna davet edildiğimde de, bunun için daveti tereddüt etmeden kabul ettim. Uzmanlar kurulundaki diğer isimlerle birlikte toplam 1140 mekanı inceledik, bunlar arasından 11 ayrı kategoride her kategoride 10’ar adet mekan olmak üzere toplamda 110 işletmeyi mutfak, ortam, servis kalitesi gibi kriterler açısından belirledik. Bu 110 yerin her birinde Ukraynalı jüri üyelerinin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinden gelen jüri üyelerinden en az ikisi tadım yaparak, değerlendirmelerini yaptılar ve sonuçta jüri sektörün en iyilerini seçti. Hemen hemen tamamı restoran sahiplerinden oluşan jüri üyelerinin restoranları ise ödül yönetmeliği gereği yarışmaya katılamadı.

Yazımın başında da bahsettim gibi aslında iki ayrı ödül töreni bir arada yapıldı. Otelcilikle ilgili ödül törenine değinmeyeceğim ancak şunu belirtmek gerek ki, bu alanda da ülkemizin artık dünya çapında bir konuma gelmesi, bunun sonucu olarak 15 kişilik jüride iki Türk’ün yer alması gecenin bana en keyif veren yönü oldu. Aynı masayı paylaşma olanağı bulduğum Intercontinental İstanbul’un yönetim kurulu üyesi, turizm sektöründe 38 yılı devirmiş bir isim olan Mehmet Önkal ile Swiss Otel Bosphorus’un 25 yıllık şefi Adnan Öner ile yeme içme üzerine yoğun bir tur yapmak ve sahip oldukları engin deneyimlerden istifade etmek ise bu tip organizasyonlara zaman ve emek harcamanın çoğu zaman getirdiğinin çok daha ötesinde tatlı bir mükâfat oldu.

12108165_924851764239116_863890223810688979_n

Gelelim ödüllere. 11 ayrı kategorideki ödüllerin altısı Kiev’deki mekânlara giderken, 5’ini ise Kiev dışındaki yerler almayı başardı. En iyi kafe olarak benim işyeri komşum diyebileceğim Fair Fintch(Sevimli İspinoz) seçilirken, en iyi et restoranı ise, ilk kez 2007 yılında leziz bifteğini Moskova’da tatma olanağı bulduğum, artık ünü dünyaya yayılmış bir restoran işletmecisi olan Mihail Zelman’ın bu sefer oturduğum yerden komşum Goodman Steak House’u oldu. En iyi balık restoranı ödülü Lvov’a 100 km mesafedeki Karastov’da bulunan Zalatoy Farel(Altın Alabalık)’a giderken, en iyi Ukrayna mutfağı ödülünü ise, ülkenin Karpatlardaki kayak merkezi Bukovel’deki Gribova Hata(Mantar Evi) aldı. Ukrayna’daki en iyi yabancı mutfak ödülü ise Odesa ziyaretlerimde mutlaka uğradığım İtalyan restoranı Fratelli’ye gitti.

12345508_1196529733692104_6688779701678115398_n

En iyi pastane, Arena iş ve alışveriş merkezi kompleksinde geçtiğimiz yıl açılan The Cake olurken, yine Kiev’in merkezinde, Beserabya meydanında yer alan Sabaka Siyela Golubka(Köpek Güvercini Yedi), en iyi şarap kavına sahip mekân ödülüne layık görüldü. Jüri ülkenin en iyi brasseriesi olarak kuzey şehri Çervnigov’da bulunan Dim Piva ta Myaca(Bira ve Et Evi)’ni seçerken, en iyi özel mutfakta Ukrayna’nın kültür başkenti Lvov’dan bir restoran, Vintage Nouveau birinci geldi. Son olarak bu yıl açılan en iyi restoran ödülüne yine bir komşum Ortadoğu mutfağı ile Avrupa mutfağını harmanlayan Lubimıy Dydya(Sevgili Amcam) layık görülürken, ülkenin en iyi barı olarak ise Paravoz Speak Easy seçildi.

12316661_1196529727025438_3545229476691106081_n

Ben, bazı kategorilerde mesela en iyi brasserie ve bar sınıflarında bir değerlendirme yapmadım. Ancak genel olarak beklentilerle, sonuçların uyumlu olarak gerçekleştiğini söyleyebilirim. Bir iki kategoride gönlümde yatan aslan başkaydı ancak hepimizin oyu, etki alanı sınırlı tabii ki. Marifet iltifata tabiidir. Başarı mutlaka takdir edilmeli ki, gelecek başarılar için bir motivasyon olsun. Biz Türkler, yüceltme, taltif, övgü noktasında, yaşamın diğer alanlarında özellikle hayır hasenat konusunda olduğumuz kadar cömert değiliz. Düşünün, Ukrayna’daki bu organizasyonun tam manasıyla karşılığı turizm ülkesi Türkiye’de yok. Dünyanın en çok yabancı turist alan ilk on şehrinden ikisine sahibiz, ancak bunlardan birinde Antalya’nın merkezinde konuklarınızı ağırlayabileceğiniz pek restoran bulamazsınız. Refahı artan Türk insanı, yılda 35 milyonu aşan yabancı konuklarımız çok daha nitelikli yeme içme yerleri arzu ediyor. Bu tarz girişimler, ödüller elbette tek başlarına yeterli olmaz ama sektörde standartların artması noktasında ülkemizde böyle organizasyonlara ihtiyaç var. Yeme içme sektöründeki katma değer artmalı ki, insanımız ve konuklarımız yediklerinden içtiklerinden daha çok keyif alabilsin ve böylece bu alanda çalışanların, yatırım yapan işletme sahiplerinin gelirleri artabilsin.

Burak PEHLİVAN
www.burakpehlivan.org
http://twitter.com/bpehlivan
https://www.facebook.com/pages/Burak-Pehlivan/170855116313709

f6e779273d1730b2e7e5e949d9566b3a

Як зуміти втриматися на лінії розколу?..

10 грудня 2015 року в Інституті соціології Національної Академії наук України відбулися IX Міжнародні соціологічні читання, присвячені пам’яті двох видатних постатей в історії української та російської соціологічної думки — Наталії Паніної (1949-2006), якій, до того ж, Указом Президента України від 8 грудня 2015 року було посмертно присуджено Державну премію в галузі науки і техніки за роботу «Вимірювання соціальних змін в українському суспільстві. Соціологічний моніторинг», та Володимира Ядова (1929-2015).

Організаторами заходу виступили Соціологічна асоціація України, Інститут соціології НАН України та Соціологічний центр імені Н.В. Паніної.

Тема цьогорічних читань — «Соціолог у розколотій країні: технологія і етика» є безпосереднім віддзеркаленням сьогоднішніх реалій українського суспільства, яке змушене переживати надзвичайно складні, скрутні часи, коли під загрозою опиняються навіть підвалини української державності. Які ж випробування чекають на соціолога, чия роль — бути посередником між суспільством і владою, і на соціологію, чиє покликання — вчасно виявляти «больові точки», щоб допомогти людям побудувати якісне суспільство? Як спланувати і правильно провести соціологічне дослідження, як слід представити одержані результати? Саме на ці злободенні питання і намагалися знайти відповіді учасники соціологічних читань, що відбуваються щороку 10 грудня — у Міжнародний день прав людини, який збігається з датою народження Наталії Паніної.

Читання за традицією відкрив директор Інституту соціології, академік НАН України Валерій Ворона. У своїй вступній промові він зазначив, що владні структури не завжди прислухаються до порад соціологів, позаяк останні так чи інакше зачіпають їхні інтереси.

З привітальним словом звернувся президент Соціологічної асоціації України, ректор Харківського національного університету ім. В.Н. Каразіна, академік НАН України Віль Бакіров.

На пленарному засіданні, яке очолював завідувач відділу соціальних структур Інституту соціології НАН України Сергій Макеєв, виступили провідні вчені-соціологи з України, Російської Федерації, Польщі, Угорщини та Німеччини.

Володимир Магун (керівник сектору досліджень особистості Інституту соціології Російської академії наук) у своїй доповіді «Ядов: людина і суспільство» ознайомив учасників читань з науковою та публіцистичною спадщиною Володимира Ядова, підкресливши, що його книга «Стратегія соціологічного дослідження» здобула надзвичайну популярність серед російських соціологів — так само, як і «Технологія соціологічного дослідження» (автором якої є Наталія Паніна) в Україні. І Наталія Паніна, і Володимир Ядов були взірцями професійної етики, методичної культури, наполегливості, об’єктивності, неупередженості дослідника, а також вражали багатогранністю своєї особистості. Серед чималої кількості розроблених і адаптованих Наталією Паніною методик, безперечно, одне з чільних місць посідає комплексна методика вимірювання міжнаціональної толерантності, яка вже багато років успішно застосовується в прикладних соціологічних дослідженнях (і може застосовуватися для виявлення ставлення громадян України до представників не лише різних національностей, а й різних релігійних конфесій).

Євген Головаха, заступник директора Інституту соціології НАН України, доповнив виступ Володимира Магуна, процитувавши уривки з есе відомого соціолога та історика Бориса Докторова «Володимир Ядов: людина, що повністю виконала своє призначення».

Доповідь Володимира Паніотто (професор Національного університету «Києво-Могилянська Академія») мала назву «Зустрічі з Ядовим».

Одна з таких зустрічей відбулася в Києві у 1989 році, коли вчений давав інтерв’ю для журналу «Філософська думка», принагідно зазначивши, що соціологія має бути самостійною наукою.

Пал Тамаш (директор Центру соціальної політики, Корвінус Університет, Будапешт) присвятив свій виступ («Що б робили шістдесятники сьогодні? Чи існує нова етика науки у східноєвропейській соціології?») піонерам соціології колишнього Радянського Союзу, кар’єра яких почалася в 60-ті роки минулого століття. На думку вченого, найпродуктивнішим етапом в їхній професійній діяльності були 90-ті роки — період після перебудови та розпаду Радянського Союзу.

Професор Щецинського університету Славоміра Грушевська, до кола наукових інтересів якої входять порівняльні соціологічні дослідження, виступила з презентацією «Соціальні розколи і кризи. Україна і досвід Польщі».

Ксенія Гацкова (постдокторальний дослідник Інституту Східних та Південно-східних європейських досліджень, Регенсбург, Німеччина) представила доповідь на тему «Відкрита чи закрита інформація: соціологічні дослідження в часи зовнішньої агресії».

Після виступів доповідачів відбулася жвава багатостороння дискусія, на якій обговорювалися такі питання, як конструювання соціологічного інструментарію для опитування (Андрій Горбачик), вибір формату питань (Ксенія Гацкова), соціологічна естетика (Наталія Костенко). Також було заслухано повідомлення про роботу соціологічних служб Туреччини у період парламентських виборів 7 червня та 1 листопада 2015 року (Ольга Максименко).

У другій частині читань був проведений круглий стіл на тему «Соціолог у розколотій країні: технологія та етика», на якому виступили учасники конкурсу «Кращий молодий соціолог року — 2015». Ідея організації конкурсу належала саме Наталії Паніній, яка одним із найважливіших своїх завдань вважала заохочення молодих учених до постійних наукових пошуків.

Лауреатом першої премії конкурсу «Кращий молодий соціолог року — 2015» стала Анна Домаранська (Інститут соціології НАН України). Другу премію отримала Юлія Дукач (Національний технічний університет України «Київський політехнічний інститут»), третю премію — Олександр Голіков (Харківський національний університет імені В.Н. Каразіна).

Премію імені Ірини Попової (видатний соціолог, засновник Одеської соціологічної школи) за роботу, що має найбільшу соціально-практичну значущість, було присуджено Катерині Тягло (Науково-дослідна лабораторія культури лідерства Київського університету імені Бориса Грінченка).

За підсумками роботи соціологічних читань буде видано збірник наукових праць.

Ольга Максименко, провідний соціолог відділу методології і методів соціології,
Інститут соціології НАН України

Фотографії надано Тетяною Любивою та Маріанною Єлейко

Олександр Голіков, лауреат третьої премії «Кращий молодий соціолог року — 2015» виступає з доповіддю «Світло, що гасне в печері Платона, породжує сни»

Аліна Калашнікова, учасник конкурсу «Кращий молодий соціолог року — 2015» виступає з доповіддю «Можливість острова соціологічних скарбів напередодні «процесу»

Слайд з презентації Славомири Грушевської «Соціальні розколи та кризи. Україна і досвід Польщі»

Обговорення доповідей учасників у товариській атмосфері

Анна Домаранська, володар першої премії конкурсу «Кращий молодий соціолог року — 2015», представляє свою роботу «Соціологія не/упередженості, або про те важливе, що ховається в деталях»

Диплом лауреата першої премії конкурсу «Кращий молодий соціолог року — 2015» Анни Домаранської

Катерина Тягло, володар премії імені Ірини Попової, виступає з доповіддю «Феномен Майдану в інтерпретації молодих социологів»

Виставка наукових праць та періодичних видань Інституту соціології. Працівники Інституту Ірина Монахова та Ольга Максименко

Євген Головаха та Володимир Паніотто вручають грамоту лауреатові другої премії конкурсу « Кращий молодий соціолог року — 2015» Юлії Дукач

Сергій Покляцький, учасник конкурсу « Кращий молодий соціолог року — 2015» виступає з доповіддю «Соціологія в міждисциплінарних дослідженнях»

f6e779273d1730b2e7e5e949d9566b3a

Как суметь удержаться на линии раскола?…

10 декабря 2015 года в Институте социологии Национальной Академии наук Украины состоялись IX Международные социологические чтения, посвященные памяти двух выдающихся личностей в истории украинской и российской социологической мысли — Наталии Паниной (1949-2006), которой, к тому же же, Указом Президента Украины от 8 декабря 2015 года была посмертно присвоена Государственная премия в области науки и техники за работу «Измерение социальных изменений в украинском обществе. Социологический мониторинг», и Владимира Ядова (1929-2015).

Организаторами мероприятия были Социологическая ассоциация Украины, Институт социологии НАН Украины и Социологический центр имени Н.В. Паниной.

«Социолог в расколотой стране: технология и этика». Так звучала тема социологических чтений в этом году. Стоит ли напоминать, что тема чтений, по сути, является непосредственным отражением сегодняшних реалий украинского общества, вынужденного переживать весьма сложные, тяжёлые времена, когда под угрозой оказываются даже основы украинской государственности? Какие же испытания ждут социолога, чья роль — быть посредником между обществом и властью, и саму социологическую науку, чьё призвание — своевременно обнаруживать «болевые точки», чтобы помочь людям построить качественное общество? Как спланировать и правильно провести социологическое исследование, как следует представить полученные результаты? Именно на эти злободневные вопросы и пытались найти ответы участники социологических чтений, которые проводятся ежегодно 10 декабря — в Международный день прав человека, совпадающий с датой рождения Наталии Паниной.

Чтения традиционно открыл директор Института социологии, академик НАН Украины Валерий Ворона. В своей вступительной речи он упомянул, что властные структуры не всегда прислушиваются к советам социологов, поскольку последние так или иначе затрагивают их интересы.

С приветственным словом обратился президент Социологической ассоциации Украины, ректор Харьковского национального университета имени В.Н. Каразина, академик НАН Украины Виль Бакиров.

На пленарном заседании, которое возглавил заведующий отделом социальных структур Института социологии НАН Украины Сергей Макеев, выступили ведущие ученые-социологи из Украины, Российской Федерации, Польши, Венгрии и Германии.

Владимир Магун (руководитель сектора исследований личности Института социологии Российской академии наук) в своём докладе «Ядов: человек и общество» ознакомил участников чтений с научным и публицистическим наследием Владимира Ядова, подчеркнув, что его книга «Стратегия социологического исследования» пользуется огромной популярностью среди российских социологов — так же, как и «Технология социологического исследования» (автором которой является Наталия Панина) в Украине. И Наталия Панина, и Владимир Ядов представляли собой образец профессиональной этики, методической культуры, настойчивости, объективности, непредвзятости исследователя, и, кроме того, были многогранными личностями. Среди большого количества разработанных и адаптированных Наталией Паниной методик, несомненно, одно из ведущих мест занимает комплексная методика измерения межнациональной толерантности, которая уже много лет применяется в прикладных социологических исследованиях (и может применяться для определения отношения граждан Украины к представителям не только разных национальностей, но и разных религиозных конфессий).

Евгений Головаха, заместитель директора Института социологии НАН Украины, дополнил выступление Владимира Магуна, процитировав отрывки из эссе известного социолога и историка Бориса Докторова «Владимир Ядов: человек, полностью выполнивший своё предназначение».

Доклад Владимира Паниотто (профессор Национального университета «Киево-Могилянская Академия») назывался «Встречи с Ядовым».

Одна из таких встреч состоялась в Киеве в 1989 году, когда учёный давал интервью для журнала «Философская мысль», отметив, кстати, что социология должна быть самостоятельной наукой.

Пал Тамаш (директор Центра социальной политики, Корвинус Университет, Будапешт) посвятил своё выступление («Что бы делали шестидесятники сегодня? Существует ли новая этика науки в восточноевропейской социологии?») социологам-первопроходцам бывшего Советского Союза, карьера которых началась в 60-е годы прошлого столетия. По мнению учёного, наиболее продуктивный этап в их профессиональной деятельности приходился на 90-е годы — период после перестройки и распада Советского Союза.

Профессор Щецинского университета Славомира Грушевска, сфера научных интересов которой включает сравнительные социологические исследования, выступила с презентаций «Социальные расколы и кризисы. Украина и опыт Польши».

Ксения Гацкова (постдокторальный исследователь Института Восточных и Юго-восточных европейских исследований, Регенсбург, Германия) представила доклад на тему «Открытая или закрытая информация: социологические исследования в период внешней агрессии».

Вслед за выступлениями докладчиков состоялась живая интересная дискуссия, на которой обсуждались такие вопросы, как конструирование социологического инструментария для опроса (Андрей Горбачик), выбор формата вопросов (Ксения Гацкова), социологическая эстетика (Наталия Костенко). Также было заслушано сообщение о работе социологических служб Турции в период парламентских выборов 7 июня и 1 ноября 2015 года (Ольга Максименко).

Вторая часть чтений представляла собой круглый стол на тему «Социолог в расколотой стране: технология и этика», на котором выступили участники конкурса «Лучший молодой социолог года — 2015». Автором идеи организации конкурса была именно Наталия Панина, считавшая одним из самых важных своих заданий мотивировать молодых учёных к постоянным научным поискам.

Лауреатом первой премии конкурса «Лучший молодой социолог года — 2015» стала Анна Домаранская (Институт социологии НАН Украины). Вторую премию получила Юлия Дукач (Национальный технический университет Украины «Киевский политехнический институт»), третью премию — Александр Голиков (Харьковский национальный университет имени В.Н. Каразина).

Премия имени Ирины Поповой (выдающийся социолог, основатель Одесской социологической школы) за работу, имеющую высокую социально-практическую значимость, была присуждена Екатерине Тягло (Научно-исследовательская лаборатория культуры лидерства Киевского университета имени Бориса Гринченка).

По итогам работы социологических чтений будет издан сборник научных работ.

Ольга Максименко, ведущий социолог отдела методологии и методов социологии,
Институт социологии НАН Украины

Фотографии предоставлены Татьяной Любивой и Марианной Елейко

Александр Голиков, лауреат третьей премии «Лучший молодой социолог года — 2015» выступает с докладом «Гаснущий свет в пещере Платона рождает сны»

Алина Калашникова, участник конкурса «Лучший молодой социолог года — 2015» выступает с докладом «Возможность острова социологических сокровищ накануне «процесса»

Слайд из презентации Славомиры Грушевской «Социальные расколы и кризисы. Украина и опыт Польши»

Обсуждение докладов участников в дружеской атмосфере

Анна Домаранская, обладатель первой премии конкурса «Лучший молодой социолог года — 2015», представляет свою работу «Социология не/предвзятости, или о том важном, что кроется в деталях»

Диплом лауреата первой премии конкурса «Лучший молодой социолог года — 2015» Анны Домаранской

Екатерина Тягло, обладатель премии имени Ирины Поповой, выступает с докладом «Феномен Майдана в интерпретации молодых социологов»

Выставка научных трудов и периодических изданий Института социологии. Сотрудники Института Ирина Монахова и Ольга Максименко

Евгений Головаха и Владимир Паниотто вручают грамоту лауреату второй премии конкурса «Лучший молодой социолог года — 2015» Юлии Дукач

Сергей Покляцкий, участник конкурса «Лучший молодой социолог года — 2015» выступает с докладом «Социология в междисциплинарных исследованиях»

GOK_7274-1024x682

Ukrayna Günü ve Ukrayna’nın sunduğu fırsatlar, Burak Pehlivan

 

Ülkemizin köklü iş kurumlarından, İstanbul Sanayi Odası(İSO) takdir edilecek ve konumuna yakışan bir inisiyatif alarak, Türkiye Cumhuriyeti Kiev Büyükelçiliği ve Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosluğu’nun da desteğiyle geçen hafta, Türkiye’de “Ukrayna Günü” faaliyetine imza attı. Bu organizasyon önemliydi zira, bu tarz bir etkinlik ülkemizde Ukrayna’yla ilgili olarak ilk kez düzenleniyordu. Aslında süreç, 3-4 ay önce İSO yetkilerinin Uluslararası Türk Ukrayna İşadamları Derneği(TUİD)’e başvurarak, Ukrayna’daki iş dünyamızın sorunlarının dile getirilmesini rica etmesiyle başlamıştı. Bu sorunları ele aldığımız kısa raporu, içeriği, yapılış tarzı ve zamanlamasıyla oldukça başarılı bir biçimde gerçekleşen etkinlikte 200’ün üzerindeki iş insanıyla paylaşma olanağı buldum. Önümüzdeki dönemde, Ukrayna’ya Türkiye’nin ilgisinin daha da artacağı kuşkusuz. Bu noktada, belli bir plan dahilinde; ülkemizde işadamı derneklerinde, ticaret ve sanayi odalarında Ukrayna ekonomisinin sunduğu fırsatlarla ilgili kapsamlı sunumlar yapmak iki ülke ekonomik ilişkileri gelişimi açısından oldukça yararlı olacaktır. Bunun başlangıcını ise İstanbul Sanayi Odası’nda yapmak oldukça keyifliydi.

Organizasyon, ev sahibimiz olan İstanbul Sanayi Odasının başkanvekili Adnan Dalgakıran’ın açılış konuşmasıyla başladı. Dalgakıran ismi önemli zira Adnan beyin soyadını taşıyan firma, kompresör ve jeneratörde, yani Ukrayna’nın görece güçlü olduğu makine sektöründe bu ülkede yalnızca 10 yıldır faaliyette olmasına, bu sürede iki devrim, bir global ekonomik kriz ve bir düşük yoğunluklu savaş yaşanmasına rağmen tamamı Ukraynalı personeliyle, yerelleşmeyi başararak pazar lideri haline geldi ve burada iş yapmak isteyen firmalarımız için güzel bir rol modeli olarak karşımızda duruyor.

2015-12-07 00-33-16 ScreenshotUkrayna’daki fırsatları ortaya koyarken, ülkenin genel durumu hakkında saptama yapmak, ülkede iş dünyamız açısından olumsuz etkenleri genel olarak ele aldıktan sonra, önümüzdeki dönemde iş yapmayı kolaylaştıracak parametreleri ortaya koymak daha uygun olacaktır. Bu nedenle önce kısa bir durum tespitiyle başlamak daha doğru.

Ukrayna ekonomisi geçen yıl çift haneli küçülürken, ülkenin turizm merkezi, Ukrayna’nın yüzölçümünün yaklaşık %5’ini oluşturan ve 2 milyondan fazla nüfusa sahip Kırım, Rusya Federasyonu tarafından ilhak edildi. Ülke sanayinin %15’inin bulunduğu ve ihracatın %25’ini gerçekleştiren, Donetsk ve Lugansk illerinin oluşturduğu Donbass bölgesinin önemli bir bölümünün fiili kontrolü ise merkezi hükümetin elinde değil. Milli gelir ve nüfus küçülürken, borçların Ukrayna’nın üzerinde olması ve dramatik biçimde aşınan para birimi, dolar bazında ülkenin borçluluk oranını %40’lardan %100’lere çıkardı. 2015 yılı sonu itibarıyla ise küçülmenin %11-12 bandında gerçekleşmesi kuvvetle muhtemel. Ukrayna’nın para birimi grivna Amerikan doları karşısında %70 oranında devalüe olarak son bir buçuk yılda dünyada en çok değer kaybeden para birimi olmasına rağmen, toprak kayıpları ve genel istikrarsızlık yüzünden ihracatta da ciddi daralma meydana geldi. Küçülen ekonomi ve düşen alım gücü ise çoğu ithalatçı olan Türk sermayeli firmalarının pazarlarını küçültürken, azalan satışlar ve yüksek devalüasyon yabancı sermayeli firmaların, özelinde ise konumuz olan Türk firmalarının 2014 yılında ve devam eden 2015 yılında ciddi zararlar yazmasına yol açtı.

Gerçekleştirilen reformlar Ukrayna’da iş yapmayı hızla kolaylaştırıyor

Yapısal reformlar yapmanın ve bunları uygulamanın ülke açısından artık bir tercih değil, zorunluk olduğunu bilen ve tercihini Batı’dan yana koyan yeni Ukrayna liderliği iş dünyasının genel sorunlarını çözme yolunda önemli bazı adımlar atıyor. Geçmişte yabancı sermayeli şirketlerin de az da olsa başına gelen, ve “Reydır Atak” olarak isimlendirilen, firmaların kısmen hukuk kısmen cebir yoluyla ele geçirilmesini sağlayan yöntemler elimine edilerek yabancı sermayeye güven verilmeye çalışılıyor. Hukukun üstünlüğü tesis edilmesi yolunda adımlar atılırken, aşırı regülasyonlar ortadan kaldırılarak, vergi kalemi ve kontrol organı sayısı azaltılıyor; lisansların alımı kolaylaştırılırken, lisans sayısında ciddi oranda kesintiye gidiliyor. Vergi mevzuatı basitleştiriliyor. Reform süreci devam ettikçe Ukrayna’da iş yapmak daha da kolaylaşacaktır.

2015-12-07 00-32-31 ScreenshotRüşvet ve yolsuzlukla mücadele için yolsuzluk karşıtı bir ajans kuruldu. Kolluk kuvvetlerindeki reform 200 bin kişilik militsiya adlı Batıdaki polis kurumunun gördüğü vazifeyi gören teşkilatın polis teşkilatına dönüştürülmesi kararıyla başlatıldı. İlk etapta başkent Kiev’de pilot uygulama yapılırken ve bu çalışma diğer kentlere de yayılıyor.

Gümrükler Türk firmalarının sorun yaşadığı bir başka alan. KDV ve gümrük vergisi kaybını önlemek adına Ukrayna gümrük teşkilatı indikatif/emsal fiyat uygulaması yapıyor. Ancak malın fiyatının gerçekten düşük olduğu ve faturanın doğru olduğu durumlarda bile, ithalatçı firmalar beyan ettikleri faturalarda yükseltme yapmaya zorlanıyor. Bu ise firmalarımızın maddi kayıplarına yol açıyor. Daha şeffaf bir gümrük sistemi ve Türk ve Ukraynalı gümrük makamları arasında daha iyi bir koordinasyon, düzgün çalışan firmalarımızın daha rekabetçi olmasının önünü açacaktır.

Türk firmalarının karşılaştığı bir başka sorun ise, Ukrayna hazinesinin yeterli imkâna sahip olmamasından da kaynaklan, ülkede üretim yapıp ürünlerini, ihraç eden firmalarımızın devletten KDV alacaklarını almada karşılaştığı sorunlardır. Firmaların çoğu değil KDV iadelerini nakit olarak geri almak, çoğu zaman vergi, SSK gibi yükümlülükleriyle bile KDV alacaklarını mahsup edemiyorlar.

2015-12-07 00-32-00 ScreenshotKolay ulaşılabilirlik Türk işadamlarına avantaj sağlıyor

Gelelim, başka ülkelerin işadamlarına göre, Ukrayna’da sahip olduğumuz görece avantajlara. Türk işadamının, girişimcisinin Ukrayna’da iş yapmasını kolaylaştıran etmenlerin en başında bu ülkenin kolay ulaşılabilir olması geliyor. İstanbul’dan, başkent Kiev’in dışında, Harkov, Lvov, Herson, Odesa, Zaporoje ve Dniptopetrovsk şehirlerine THY’nin, Onurair’in ve Pegasus’un da aralarında bulunduğu Türk Havayolu şirketlerinin seferleri var. Atlasjet ise, bir Ukrayna şirketi olarak burada faaliyetlerine başladı. Ancak birçok sektörde olduğu gibi Ukrayna’da havacılık sektöründe de tekelleşme var ve bu haksız rekabete yol açıyor. THY başta olmak üzere, şirketlerimizin mevcut hatlarda daha fazla uçma ve yeni hat açma taleplerine zorluklar çıkarılıyor. Halbuki daha çok uçuş iki ülke için daha fazla turist, daha çok işadamı ve daha çok ticaret demek.

Ukrayna Türkiye Serbest Ticaret Antlaşması ikili ticaret hacmini hızla artıracaktır

1 Ağustos 2012’de vizelerin karşılıklı olarak kalkması ve iki ülke vatandaşlarının 60 güne kadar seyahatlerinde vizeye ihtiyaç duymaması, kişilerin serbest dolaşımı önündeki engelleri kaldırdı. Bu ise birçok Avrupa ülkesinde vize sorunlarıyla boğuşan işadamlarımızın Ukrayna’da iş yapmasını kolaylaştırdı. İkili ticarette pozitif ivme oluşturacak başka önemli bir nokta ise artık imzalanması son aşamaya gelen Ukrayna Türkiye Serbest Ticaret antlaşmasının yürürlüğe girmesidir Böylece mal ve hizmetlerin de serbestçe dolaşımı sağlanacaktır. Tek tek sorunlar yerine, iki ülke iş dünyasının ve iş derneklerinin bu antlaşmanın imzalanması doğrultusunda lobi faaliyetlerinde bulunması daha doğru bir adım olacaktır. Aynı şekilde Türk ve Ukraynalı havayolu şirketlerinin önün açılması mevcut sefer sayısının ve çeşitliliğinin artırılması da kritik bir öneme sahiptir ve bu konudaki lobi çalışmaları her alanda hızlandırılmalıdır.

2015-12-07 00-32-58 ScreenshotUkrayna’daki güçlü Türk toplumu, bu ülkedeki yatırımlar için iyi bir altyapı oluşturuyor

Ukrayna’da güçlü bir iş dünyamız, başka ülkelerin iş dernekleri arasından sıyrılarak en üst sıralarda kendilerine yer bulan saygın işadamı derneklerimiz var. Ülkenin en büyük yabancı yatırımcısı olan Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın başında bir Türk bankacı varken, ülke için çok önemli bir kurum olan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatının özel gözlem misyonunun başında ise yine bir Türk büyükelçi görev yapıyor. Çok sayıda uluslararası firmanın tepe pozisyonlarında Türk profesyoneller yer alıyor. Birçok farklı sektörde pazar lideri firmalarımız var, başta ülkeyi dünyaya bağlayan Borispol Havalimanı ana terminal kompleksi olmak üzere birçok altyapı ve üstyapı projesi Türk inşaat firmaları tarafından gerçekleştirildi. 2015 yılında Ukrayna’da gerçekleşen en büyük devlet ihalesini ise bir Türk firması kazandı. Ukraynalıların en çok tercih ettiği destinasyon yıllardır Türkiye olurken, bu ülkede düzenlenen birçok sanatsal ve kültürel f2015-12-07 00-32-13 Screenshotaaliyette de ülkemiz başrolde. Türk dizileri Ukraynalı seyircileri adeta ekran başına kitliyor. Başta TİKA olmak üzere kurumlarımız önemli sosyal sorumluluk projelerine, teknik işbirliklerine imza atıyorlar. Tüm bunlar ülkemizin Ukrayna’daki yumuşak gücüne katkı yaparken, işadamlarımız için uygun yatırım ortamını oluşturuyorlar.

Ukrayna’nın en büyük şansı, sahip olduğu güçlü sivil toplumdur

Ukrayna, 1990 yılında Sovyetler Birliği çökerken, Dünya Bankası’nın istatistiklerine göre satın alma gücü paritesine göre kişi başına gelirde Türkiye’nin de, Polonya’nın da, Brezilya’nın da önündeydi. Bugün, Moldova’nın bile gerisine düşerek kişi başına gelirde Avrupa’da en son sırada yer alıyor Kötü yönetimin ülkenin geri kalmasında nasıl etken olduğunu göstermesi açısından maalesef dünyada belirgin bir örnek oldu. Ortalama ücret yalnızca 185 dolar. Ancak bu dip noktasıdır. Ukrayna Dünya Bankası Kolay İş Yapma endeksinde 2012 yılında 157. , 2014 yılında 112. sıradayken, bu yıl 83. sıraya yükselmiş durumda. Ukrayna tarihinin en genç kabinesi oluşturulurken, çoğu yurtdışı eğitimli olan bakanların hemen hemen hepsi İngilizce ’ye hâkim. Maliye Bakanı, ABD Dışişleri Bakanlığı’nda çalışmış bir yatırım bankacısı iken, ekonomi bakanı ise yine bir yatırım bankacısı ve eski bir Litvanya vatandaşı. Birçok kritik devlet pozisyonunda 2004 yılından itibaren Gürcistan’daki reform sürecine imza atmış Gürcistanlı siyasetçiler ve yüksek memurlar yer alıyor. Aynı şekilde birçok bakanlığın kadrolarında AB üyesi ülkelerin bürokratları danışman, denetleyici gibi pozisyonlarda görev alıyorlar. Belli ki bu sefer batı işi şansa bırakmak istemiyor. Uluslararası toplum maddi ve manevi olarak Ukrayna’nın arkasında duracaktır. Ama tüm bunların ötesinde Ukrayna’nın en büyük şansı, AB üyesi Romanya’dan bile güçlü bir sivil topluma sahip olmasıdır. Reformların devamlılığının ve başarıya ulaşmasının en büyük garantisi işte bu güçlü sivil toplum olacaktır. Bugün, Avrupa ailesinin bir parçası olan Ukrayna’nın müreffeh geleceğine yatırım yapmak için doğru zamandır.

Burak PEHLİVAN
www.burakpehlivan.org
http://twitter.com/bpehlivan
https://www.facebook.com/pages/Burak-Pehlivan/170855116313709