Fatih Akdeniz no image

Yayınlandı Temmuz 3rd, 2010 | Türk Haber

0

Şu Anda Hangi Yıldayız?

Soruyu, cevabı 2010 olan miladi yıl olarak anladıysak o zaman kolay. Bu cevabı herkes biliyor.

 

Ama bunu sormadığım kesin. Ben “islami takvime göre veya hicri yıla göre hangi yıldayız” diye soruyorum…

 

Soruyu anladık.

 

Cevabımız nasıl oldu acaba. Bilebildik mi? Yoksa tareddüt mü ettik?

 

Neredeyse tamamımız tereddütte kaldık değil mi? Hatta hiç bilemeyenlerimiz oldu.  Bilenlerimiz de tam emin değiliz hangi yılda olduğumuzdan.

 

Sahiden hicri takvime göre hangi yıldayız bu sene…

 

Hani Hz. Ömer efendimizin hilafeti zamanında bu takvimin başlamasına karar verilmişti. Ve Rasüller Rasülü Efendimiz sallellahü aleyhi ve sellemin Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye hicret ettikleri yıla da 1. yıl denilmişti.

 

Peygamberimizin hicreti de 622 yılında olmuştu. Bu tarih bize ip ucu veriyor şu anda hangi yılda olduğumuza dair. Tabiki hicri takvimin  354 gün olduğu da unutulmamalı. Onun için Ramazan-ı Şerif her sene miladi takvime göre 10 gün önce gelir.

 

Bu bilgiler dahilinde sorumuzu bir kere daha hatırlayalım.  Şu anda hicri hangi yılı yaşıyoruz?

 

Bu soruyla amacım hicri takvimi anlatmak değil. Amacım hicri takvimle alakamızın ne kadar olduğunu ele almak. Çünkü ibadetlerimizi bu takvime göre yapıyoruz. Bizim için hayati ehmmiyet taşıyan mübarek aylarımız, gece ve günlerimiz var, kandillerimiz ve bayramlarımız var. Hicri takvimden habersiz olursak bizim için en büyük fırsat olan bu vakitleri de kaçırmış oluruz.

 

İşin aslına bakarsak, şu anda hangi yılda olduğumuzu değil, hangi ay ve hangi günde olduğumuzu da bilmemiz gerekir.

 

Şu anda Üç Aylar ismi ile maruf, Receb, Şaban ve Ramazan-ı Şerif aylarına kavuşmuş bulunuyoruz.

 

Zaman hızla ilerliyor. Receb-i şerif daha dün başlamıştı, derken ortalarına geliverdik, yarın da bitmiş olacak. İstifade edebildik mi yada edebiliyor muyuz? Önümüzdeki fırsatları elimizdeki son fırsat dikketiyle değerlendirmemiz lazım.

 

Üç aylar manevi sermayemizi artırmamızın tam zamanıdır.

 

Çünkü Rasülüllah efendimizin bir çok müjdeleri var bu günlerle alakalı. Hatta Efendimiz Receb ayına kavuştukları zaman “Allaahümme baarik lenaa Recebe ve Şa’baan ve belliğnaa Ramazaan” yani Allah’ım Receb ve Şa’ban aylarını bizim hakkımızda mübarek ve bereketli kıl, Ramazan-ı şerif ayına da bizleri kavuştur” diye dua etmişlerdir.

 

O Rasülüllah dua eder de Rabbimiz bu ayları bizim hakkımızda mübarek kılmaz mı?

 

Adımızdan emin olduğumuzdan daha iyi eminiz ve de inanıyoruz ki bu aylar bizim için son derece değerlidir.

 

Adeta sevab toplama ve depolama sezonudur bu aylar. Ramazan-ı şerifin yaklaştığını bizlere hatırlatıyor. Şimdiden hazırlıklara ve planlara başlamak lazım.

 

Biliyorsunuz bir yılın içerisindeki 5 kandilden 4′ü bu üç aylar içerisindedir. Kandiller geçididir üç aylar. Bu kandillerden ışığımızı yeterince alıp hep aydınlık yollarda aydın ve aydınlatan insan olarak yolumuza devam etmemiz lazım.

 

Gelelim asıl meseleye…

 

Neler yapılır üç aylarda?

 

Neler yapılacağını herkes çok iyi biliyor aslında. Dürüstlük, temizlik ve kul hakkından başlayarak, günahlardan kaçmak ve ibadetlere devam etmek diyerek bir çok madde sıralayabiliriz. Bu maddeler malum.

 

Ama ben  bir hususa fazlaca dikkat çekmek istiyorum.

 

Önce Peygamberimiz sallellahü aleyhi ve sellemin bu aylar girdiği zaman nasıl dua ettiklerini bir kez daha hatırlayalım. “Allaahümme baarik lenaa Recebe ve Şa’baan ve belliğnaa Ramazaan” Allah’ım Receb ve Şaban aylarını bizim hakkımızda mübarek ve bereketli kıl, Ramazan-ı Şerif ayına da bizleri kavuştur.

 

İşte dikkat çekmek istediğim husus, işe bu duadan başlamak.

 

Şu ana kadar nasıl bir hayat sürdü isek sürelim, ne kadar Allah’ın razı olmadığı fiillerimiz oldu ise olsun… Bu duayı inanarak ve mükafatını Allah’tan ümit ederek, Rabimizin huzurunda huşu ve huzur ile okuyalım ve “Rabbim sana geldim” diyelim.

 

Hem Rabbimiz huzuruna çıkmamız için randevü, para, pul falan da istemiyor. Temiz bir kalp, samimi bir dönüş ve gönlümüzün derinliklerinden sıcak bir “Allah’ım” demek kafidir. O anda nerede olursak olalım derhal huzurullahtayız demektir.

 

İşte bunu yapabilirsek o zaman bu günlerimizden istifade etmememiz mümkün değil.

 

Müslümanın ümitsiz yaşaması caiz değildir. İsteyelim Rabbimizden samimi olarak. O verir.

 

O’nun hazinesinde o kadar bol ki ve O o kadar “kerim” (cömert) ki…

 

O “vehhab” yani karşılıksız olarak bol bol verendir.

 

O bize bizden daha yakındır.

 

Şu anda daha bir ümitliyiz biz, ama şu anda hangi yıldayız?

 

Bütün insanlığın üç aylarını 1431. yılda bir kere daha candan tebrik ediyorum.

Hepimizden hepimize gönüller dolusu selamlar, dualar, saygılar ve sevgilerimle…

Fatih Kırıt


Yazar Hakkında



Yorumlar Kapalı

Yukarı Dön ↑